****Gavs S.AbdulHakim (ks) den Sohbetler****

2012-07-04 08:31:00

****Gavs S.AbdulHakim (ks) den Sohbetler****
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
İnsan hep iyilerle bulunmalı, iyilerle arkadaşlık yapmalıdır. İyilerle bulunmanın menfaati ebediyete kadar devam eder. İşte Eshabı Kehf’in köpeği. Köpek olması münasebetiyle haram, necisülayndır. Islakken dokunduğu yerin temizlenmesi için yedi defa yıkamak lâzım gelir. Çünkü haramdır (1). Fakat iyilerle kaldığı için, Allah-u Teâla onu beraber kaldığı iyilerin hürmetine cennetlik yaptı. Haram ve necisülayn olduğu halde cennetlik oldu ve cennette de iyilerle beraber bulunacak.

Halbuki Nuh Peygamberin oğlu, Ulü’l-azm bir peygamber oğlu olduğu halde kâfirlerle arkadaşlık yapıp onlarla beraber bulunduğu için imanını kaybetti. Rabbü’l - Alemîn de onu kâfirler zümresinden yazdı. Peygamber oğlu olduğu halde kâfirlerle arkadaşlık yapmasından dolayı son nefeste küfür üzerine, imansız olarak gitti ve Cehennemlik oldu. Öte taraftan haram olan bir köpek ise Cennetlik oldu. Çünkü iyilerle beraberdi, onlardan ayrılmadı.

Bu mevzuda Peygamber (S.A.V) şöyle buyuruyor : İnsan her kimi seviyorsa (Kıyamette de) onunla beraber (haşr olacak kiminle arkadaşsa Haşirde de onunla arkadaş olacaktır.)

Öyleyse kimlerle arkadaş olmamız lâzım geldiğini, kimleri sevmemiz icap ettiğini bilmemiz lâzım; dolayısıyla Hazret’i sevmemiz, şeyhlerimizi sevmemiz, Sâdât-ı sevmemiz lâzımdır ki, ;Kıyamet gününde de onlarla beraber olup sevdiğimizden menfaat görmüş olalım.

Düşmanlarına bile iyilik yapan, onlara ihsanlarda bulunan Rabbü’l – Alemîn çok büyüktür. Kâfirler ki Allah’ın münkirleridir, Allah’ı inkar ederler, dolayısıyla Allah’ın düşmanlarıdırlar, onlara bile iyilik eden, mal veren, evlât veren, dünya keyfi ve zevki veren Rabbü’l – Alemîn nasıl olur da doslarına, yüzünü Allah’a çevirip onu seven kimselere iyilikde bulunmaz, onlara nimetler verip ihsan etmez?

İnsan kendisine fenalık eden, düşmanlık yapan kimselere, elinden geldiği kadar kötülük yapmak ister. Halbuki çok büyük olan Allah-u Teâlâ kendisini inkâr eden düşmanlarına bile ihsanlarda bulunurken, tabii ki dostlarına da ihsanlarda bulunacak, yüzünü ona çevirip onu sevenlere de ikramlarda bulunacaktır.

Her kim ki, Allah’a doğru bir adım atarsa, Allah da ona on adım yaklaşır. Her kim ki, yüzünü Allah’a döndürürse Allah da ona yüzünü döndürür. Fakat her kim Allah’a sırt çevirirse, şüphesiz Allah da ona sırt çevirir. Demek ki her şey insanın elindedir. Çünkü Allah-u Teâlâ insana cüz’i ihtiyar vermiş ve doğru yolu da göstermiştir. Doğru yolu tutup o yoldan giden herkes Allah’a kavuşur. Fakat eğri yoldan giden kimse ise kendini helâk etmiş olur. Böylece en büyük düşmanlığı kendi kendine yapmış olur. Haşa Allah kimseye kötülük yapmaz. Haşa Allah kimseye zulmetmez. İnsan kendi nefsine zulüm yapmakta, kendi nefsine kötülük etmektedir.

Dünya ve âhirette olan her şeyin, hâtırı için yaratıldığı Peygamber (A.S.V) her an için tâât ve ibadette bulunurdu. Peygamber (A.S.V) o kadar büyük halk edilmiştir ki, O’nun şefaati olmasa Kıyamet günü hiçbir Peygamber bile Cennete giremez. Hal böyle iken O’nun şefaati olmadan başkaları nasıl Cennete girebilir? Bütün Cennete girecekler ancak ve ancak O’nun şefaati neticesi Cennete girebileceklerdir. İşte bu kadar mükerrem yaratılmış olan Peygamber (A.S.V) devamlı olarak Allah’a tâât ve ibadette bulunurdu. O kadar ibadet ederdi ki, ibadetinin çokluğundan mübarek dizleri şişerdi. Bununla beraber Rabbü’l-Âlemîn :

(Emrolunduğun şekilde dosdoğru hareket et.)

… diye buyurmuştu. Bu hitap Peygamber ve şahsında bütün ümmete gelmektedir. Demek ki biz ümmet-i Peygamber (A.S.V) de Allah’ın emrettiği ve Peygamberin (A.S.V) tebliğ ettiği şekilde hareket etmemiz lâzımdır.

Öyleyse insan bu çok aziz ve kıymetli ömrünü Allah yolunda, Allah rızası uğrunda harcamazsa, salih amellerle tüketmezse çok yazık etmiş olur. Çünkü insanın bu kadar kıymet verdiği aziz ömrü, mutlaka ihtiyarlık gelip, hastalık gelip tükenecek, neticede de toprağın altına girecektir. Sonu böyle olunca, artık insan ömrünün ne kıymeti kalır? İnsan, ancak yüzünü Allah’a çevirip, O’nun dostluğunu kazanmak suretiyle ömrünü değerlendirebilir. Allah’ın fazlında nihayetsiz istifade eder; dünyada da rahat eder kabirde de rahat eder, haşirde de rahat eder ve nihayet Cennette ebedi rahata kavuşur. 

3451
0
0
Yorum Yaz